95 – Tin

Tin suresi, Mekke döneminde inmiş olup 8 ayettir. Sure adını birinci ayette geçen ve “incir” anlamına gelen “Tin” kelimesinden almıştır. Sûrede bazı özel bölgelere yemin edilerek en üstün varlık olarak yaratılan insanın dünya hayatında gerçekleştirdiği iyi ve kötü amellerden ötürü sorumluluk sahibi olarak ahirette hesap vereceği anlatılıyor.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

  1. Andolsun (Filistin’de İbrahim’in vahiy aldığı) İncir (diyarına) ve (İsa’nın vahiy aldığı) Zeytin (dağına),

Burada “tîn” ve “zeytun” kelimelerine meyve değil de bölge manası verirsek daha doğru olur. Çünkü sonraki ayetlerde de Tûr-i Sina ve güvenli şehir Mekke gibi bölgelere yemin edilmektedir. Ama “zeytun” kelimesi Kur’an’daki diğer örneklerin tamamında (En’am 99, 141 ve Nahl 11) meyve çeşitleriyle bir arada kullanıldığı için zeytin olarak değerlendirilmiştir.

  1. (Musa’nın, vahiy aldığı) Tûr-i Sina’ya
  2. Ve bu güvenli şehir (Mekke’ye) ki,
  3. Biz, insanı en güzel şekil ve en mükemmel kıvamda yarattık.
  4. Sonra onu, (inkâr ve isyan edince) aşağıların aşağısına çevirdik.

Kendisine verdiğimiz özgür irade ile onu, en düşük ahlâkî seviyeye inebilecek, sorumsuzluğun ve tutarsızlığın dibine vurabilecek, hayvanların bile yapmadığı vahşilik, her türlü ahlaksızlık ve fenalıklarla hem kendi cinsine hem de diğer varlıklara karşı zihnini ve cismini kötüye kullanmak suretiyle bayağılaştığı için Biz de onu alçalttık.”

  1. Yalnız iman edip sâlih amel işleyenler için kesintisiz bir mükâfat vardır.
  2. O halde (ey insan!) Bütün bu gerçeklerden sonra sana hesap gününü yalanlatan nedir?
  3. Allah hükmedenlerin en güzel hüküm vereni değil midir?