110 — Nasr Suresi
Nasr Sûresi, ayet sayısı bakımından kısa olsa da tarihî ve manevi anlamda son derece yoğun mesajlar içeren üç ayetlik bir sûredir. Medine döneminde nazil olan bu sûre, adını ilk ayette geçen ve “yardım” anlamına gelen nasr kelimesinden alır.
Sûrede Hz. Peygamber’e açık bir hakikat bildirilir: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…” Bu ifade hem maddî hem de manevî bir eşiğin aşıldığını haber verir. Tarihsel bağlamda bu fetih, Mekke’nin fethine işaret eder.
Bununla birlikte Nasr Sûresi, bir başarı bildirisi olmanın çok ötesindedir. Sûrenin asıl ağırlık noktası, elde edilen bu büyük sonuç karşısında nasıl bir tutum sergileneceğine dair verilen ilahî yönlendirmedir.
Kur’an burada çok temel bir ilke ortaya koyar: Gerçek başarı, insanın kendine mal edebileceği bir kazanım değildir. Sonuç ne kadar büyük olursa olsun, onun kaynağı Allah’tır.
Nasr Sûresi bu yönüyle, sadece Hz. Peygamber’e verilen tarihsel bir talimat değil; her çağda inananlara yöneltilmiş evrensel bir ölçüdür.
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
-
1
(Ey Peygamber!) Allah’ın (vadettiği) zafer ve fetih (Mekke’nin fethi) gerçekleştiği zaman,
-
2
Ve insanları, Allah’ın dinine (İslâm’a) bölükler halinde girerlerken gördüğün zaman,
-
3
Rabbinin sınırsız şanını yücelt! O’na hamd et ve O’ndan bağışlanma dile! Zira O, her zaman tevbe eden kullarını bağışlayandır.