Dr. Cemal Külünkoğlu Kur'an Eksenli Hayat

84 — İnşikak Suresi

← Sure listesi

İnşikak Sûresi, Mekke döneminde nâzil olmuş olup yirmi beş ayetten oluşur. Sûre, adını ilk ayette geçen ve “ikiye ayrılmak, çatlamak, yarılmak” anlamlarını taşıyan inşikak kelimesinden alır. Bu ifade, kıyamet gününde meydana gelecek köklü kozmik dönüşümü sembolik ve çarpıcı bir dille yansıtır.

Sûrede insanlara verilecek amel defterlerinin akıbeti ayrıntılı biçimde ele alınır. Defteri sağ tarafından verilenler, hesapları kolay görülen; sevinç ve huzur içinde yakınlarına dönen kimseler olarak tanımlanır.

Sûrede ayrıca akşamın kızıllığına, karanlığın çöktüğü geceye ve dolunay hâlindeki aya yemin edilerek insanın hayat yolculuğunun sürekli bir değişim ve dönüşüm süreci olduğu vurgulanır. Bu yeminler hem kozmik âlemde hem de insanın iç dünyasında hiçbir hâlin sabit kalmadığını; insanın aşama aşama farklı durumlara geçtiğini hatırlatır.

Sûrenin son bölümünde ise inkârcı tutum sorgulayıcı bir üslupla ele alınır. Kur’an kendilerine okunduğu hâlde insanların neden Allah’ın mesajı karşısında teslimiyet göstermedikleri, neden secdeyle boyun eğmedikleri sorusu yöneltilir.

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

  1. 1

    Gök yarıldığında,

  2. 2

    O’na yaraşır şekilde Rabbinin emrine boyun eğdiğinde,

  3. 3

    Yer de dümdüz olduğunda,

  4. 4

    (Yeryüzü) içindekileri fırlatıp attığında

  5. 5

    Ona yaraşır şekilde Rabbinin emrine boyun eğdiğinde,

  6. 6

    Ey insan! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp didinerek ömrünü tüketeceksin!  Sonunda (bütün yaptıklarında) O’na kavuşacaksın.

    Bu ayet, Kur’an’ın insan varoluşuna dair çizdiği temel perspektifi özetler niteliktedir. Nitekim insan, dünya hayatında zahmetli, meşakkatli ve kesintisiz bir

    çaba içinde Rabbine doğru ilerlemektedir. Bu yürüyüş; emek, sabır, sınanma ve zaman zaman acı-tatlı tecrübelerle örülü bir süreçtir. Kur’an, bu süreci tesadüfî bir savrulma olarak değil; anlam yüklü, hedefe yönelmiş bir yolculuk olarak tanımlar. Bu yolculuğun nihai durağı ise, hakiki hayatın başladığı eşik olan yeniden diriliştir. İşte o an, insanın gerçek anlamda uyanacağı; algıların değişeceği ve hiçbir şeyin artık dünyadaki gibi olmayacağı bir başlangıçtır (bkz. İnşikak Sûresi).

    O gün geldiğinde bazı insanlar, dünya hayatında yaşadıkları sıkıntıların, çektikleri acıların ve verdikleri mücadelelerin anlamını nihayet idrak edeceklerdir. Ancak bu fark ediş, geri dönüş imkânının ortadan kalktığı bir anda gerçekleşecektir. Yeniden yaşamak, telafi etmek ya da “daha iyi” bir tercih yapmak için fırsat istemeleri karşılıksız kalacak; “keşke”lerle dolu bir pişmanlıkla yüzleşeceklerdir. Bu pişmanlık, bilgisizlikten değil; hakikati ertelemekten ve sorumluluğu ötelemekten kaynaklanan bir sonuç olarak ortaya çıkacaktır.

    Buna karşılık, dünya hayatını sabırla, sadakatle ve bilinçli bir yönelişle yaşayan bir başka grup da vardır. Hakikate tutunan, Allah’a yönelen ve iç dünyasını arındırmaya gayret eden bu kimseler için ahirette bambaşka bir karşılık söz konusudur. Onlara sunulacak nimetler, yaşatılacak huzur ve yakınlık hâli öylesine kuşatıcı olacaktır ki; dünya hayatının yorgunlukları, acıları ve sıkıntıları anlamını yitirecek, adeta silinip gidecektir. Bu kimseler için artık ne hüzün ne yorgunluk ne de pişmanlık vardır; sadece ilâhî rıza, kalıcı mutluluk ve kesintisiz bir huzur söz konusudur.

    Kur’an, bu sahneyi hem uyarıcı hem de müjdeleyici bir dil ile aktarır. Bir yandan insanı gafletten uyandırır, diğer yandan umut kapısını açık tutar. Böylece insanı, içinde yaşadığı hayatın geçiciliğini fark etmeye; asıl yurdunun bu dünya olmadığını idrak etmeye ve ebedî hayata hazırlık bilinciyle yaşamaya davet eder. Bu çağrı, korkuya dayalı bir tehditten ziyade, anlamlı bir yönelişe ve sorumluluk sahibi bir varoluşa yapılan güçlü bir davettir.

  7. 7

    O zaman kimin kitabı (amel defteri) sağından verilirse,

  8. 8

    O (hiçbir zorlukla karşılaşmadan) pek kolayca hesabını verecek,

  9. 9

    Ve (cennetteki) yakınlarına sevinç içinde dönecektir.

  10. 10

    Fakat kime de kitabı (amel defteri) arka tarafından verilirse,

  11. 11

    (O da) derhal yok olmayı isteyecek,

  12. 12

    (Fakat istese de olmayacak ve derhal) çılgın alevli ateşe atılacaktır.

  13. 13

    Hâlbuki o, (dünyada) yandaşlarının yanında iken pek sevinçliydi.

  14. 14

    Çünkü o Rabbinin huzuruna hiç dönmeyeceğini sanıyordu.

  15. 15

    Oysa gerçek öyle değildi. Rabbi onu(n yaptıklarını çok iyi) görüyordu.

  16. 16

    Hayır (boşuna yaratıldığınızı zannetmeyin)! Akşamın alaca karanlığına,

  17. 17

    Geceye ve gecenin içinde barındırdığına,

  18. 18

    Dolunay halindeki Ay’a yemin ederim ki,

  19. 19

    Muhakkak siz biri diğeriyle bağlantılı olarak halden hale geçeceksiniz.

    Bu ayet, insan hayatının birbirini izleyen ve sürekli dönüşüm içeren farklı safhalarına dikkat çekmektedir. İnsan, varoluş yolculuğuna anne rahminde başlar; nutfe, alaka ve mudğa gibi aşamalardan geçerek aşamalı bir gelişim süreci yaşar ve nihayet fiziksel varlık alanına, yani “beden elbisesi”ne bürünerek dünyaya gelir. Doğumla başlayan bu evrede ise çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık gibi biyolojik merhalelerden geçer; sağlık ve hastalık, bolluk ve darlık gibi farklı hâllerle sınanır. Bu yönüyle hayat, durağan değil; sürekli değişen ve insanı olgunlaştırmayı hedefleyen dinamik bir süreçtir.

    Bu sürecin ardından ölüm gelir ki, Kur’an perspektifinde bu bir son değil, yeni bir başlangıcın eşiğidir. İnsan bu aşamada ahiret hayatına intikal eder ve artık amellerin değerlendirileceği, tercihlerinin sonuçlarıyla yüzleşeceği yeni bir safhaya girer. Diriliş, mahşer, hesap ve karşılık aşamaları, insanın ebedî varoluşunu belirleyen temel duraklar olarak zikredilir. Bu çok katmanlı yolculuk, insanın hem fiziksel hem de ruhsal açıdan sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu ve her safhanın, bir sonrakine hazırlık niteliği taşıdığını ortaya koyar. Nitekim bu anlam bütünlüğü, İnşikak Sûresi’nde işaret edilen “halden hâle geçiş” vurgusuyla da uyumlu bir çerçeve sunar.

  20. 20

    Böyleyken onlara ne oluyor da hâlâ iman etmiyorlar?

  21. 21

    Ve kendilerine Kur’an okunduğu zaman (Allah’ın mesajı karşısında) teslimiyet gösterip saygı ile boyun eğmiyorlar?

  22. 22

    Tersine, inkârcılar (Kur’an’ı) inkâr ediyorlar.

  23. 23

    Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi biliyor.

  24. 24

    Artık sen onları elem dolu bir azapla müjdele!

  25. 25

    Ancak, iman edip faydalı ve güzel işler yapanlar müstesnadır. Onlar için kesintisiz bir ödül vardır.